Yarım asırdır, şehirlerde ve köylerde ustalıkla yapılan mesleği, babasından öğrenen bir zanaatkar, geleneksel el sanatlarını ve yerel kültürü yaşatmak için büyük bir azimle çalışıyor. Modern tüketim kültürünün günden güne etkisini artırdığı günümüzde, bu ustanın hikayesi, zanaatkarlığın ne denli değerli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Usta, sadece mesleğini değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesini, yerel değerleri ve kültür mirasını da bağlı kalmayı hedefleyerek sürdürmeye çalışıyor.
Günümüzde hızla yayılan tüketim kültürü, birçok geleneksel zanaatın yok olmasına yol açarken, bu usta tam tersine itinayla mesleğini sürdürüyor ve bu geleneği yaşatmanın yolunu arıyor. Tüketicilerin ucuz ve çabuk tüketim yerine, kaliteli ve dayanıklı ürünlere yönelmeleri gerektiğini düşünüyor. Mesleğinin zorluklarıyla birlikte, yeni neslin el zanaatlarına olan ilgisini artırmak ve halkın bilincini açmak için mücadele veriyor. Usta, “Çalıştığım her ürün, geçmişin ve geleneklerin izlerini taşır. Bu yüzden el yapımı ürünlerin değeri ölçülemez.” diyerek, el sanatlarının önemine vurgu yapıyor.
Zamanla birlikte geleneksel yöntemlerin bilgisiz ellerde kaybolmaması adına pek çok eğitim programı ve atölye düzenleyen bu zanaatkar, yarının ustalarını yetiştirmek için çaba harcıyor. Babasından öğrendiği teknikleri günümüz koşullarında yeniden yorumlayarak, hem geçmişe saygı duruşunda bulunuyor hem de gençlere ilham vermeyi başarıyor. Onun gözünde, el yapımı bir ürün, yalnızca bir nesne değildir; aynı zamanda bir hikaye, bir yaşam deneyimidir. Bu nedenle, uyguladığı her teknik, iletmek istediği bir mesaj taşımaktadır.
Geleneksel zanaati dünyaya tanıtmak, bu değerleri koruma ve yaşatma çabalarında sürekli yenilik ararken, sosyal medyayı ve dijital platformları kullanarak daha geniş kitlelere ulaşmanın yollarını araştırıyor. El sanatlarının tanıtıldığı sergilerde yer almakta kararlı olan usta, hem işini profesyonelleştirmek hem de geleneksel zanaatın markalaşması için seminerler düzenliyor. Bu süreçte, müşteri bağlılığını artırmak ve daha fazlasını elde etmek için kaliteli ürün üretmenin yanı sıra, yerel kültürün bir parçası olmanın bilincindeler.
Sonuç olarak, babasından öğrendiği mesleği yarım asırdır sürdüren bu usta, yalnızca bir zanaatkar olmanın ötesinde, köklü bir kültürün temsilcisi. Tüketim kültürüne karşı direnmesi, hem kendi meslek hayatına hem de toplumun geleneklerine sahip çıkma misyonunu taşıyor. Gelecek nesillerin bu tür değerlere sahip çıkabilmesi ve yeni fikirlerle bu mirası daha ileriye taşıyabilmesi için, gençlere yönelik yaptığı etkinlikler, onun ve mesleğinin geleceği açısından kritik öneme sahip.
Bu vesileyle, yerel değerleri ve geleneksel zanaatları koruma konusundaki farkındalık artırılmalı ve bu tür ustaların mücadelesine destek olunmalıdır.