Son günlerde Suriye'nin kuzeyinde yaşanan gelişmelerle dünya bir kez daha bölgedeki karmaşık duruma odaklanmış durumda. Ateşkesin üçüncü gününde, Şam yönetiminin Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) tanıdığı süre, yarın sona eriyor. Bu süre zarfında her iki tarafın da karşılıklı adımlar atması bekleniyor; ancak tansiyonu aşağı çekmek ve kalıcı bir barış sağlamak için gerekli uzlaşı sağlanabilir mi? İşte bu sorular, bölgedeki jeopolitik dinamikleri şekillendirecek önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Ateşkesin ilanı ile birlikte, Suriye'deki çatışmalı ortamda bir süreliğine de olsa duraklama yaşandı. Ancak bu duraklamanın sürdürülebilir olup olmayacağı, tarafların bu süreçte alacağı kararlara bağlı. Şam yönetimi, SDG’ye tanıdığı 24 saatlik süreyi bir fırsat olarak görüyor. Bu süre zarfında, SDG'nin silah bırakma veya bazı stratejik alanlardan çekilme şartlarını kabul edip etmeyeceği merakla bekleniyor. Eğer bu süre sona ermeden taraflar arasında bir anlaşma imzalanmazsa, şiddetin yeniden tırmanma ihtimali de bulunuyor.
Hatırlatmak gerekirse, SDG'nin bölgedeki varlığı, özellikle ABD'nin desteğiyle güçlü hale gelmişti. Ancak Rusya’nın ve İran’ın desteklediği Şam yönetimi, bu durumdan rahatsızlık duyarak SDG'yi hedef almıştı. Ateşkesin ilan edilmesi, uluslararası diplomasi düzleminde atılan bir adım olarak kabul edilse de, zamanla ilgili belirsizlikler hala devam ediyor. "Yarın saat 17:00’a kadar müzakerelere açıkız" diyen Şam yönetimi, aynı zamanda SDG'yi zamanla yıpratma stratejisi gütmekte. Bu nedenle, iki taraf arasındaki psikolojik savaş da devam edebilir.
Uluslararası toplum, özellikle Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, durumu takip ediyor ve tarafları diyalog yoluna davet ediyor. Bu bağlamda, ateşkesin sürmesi adına gerekli diplomatik girişimlerin hızlandırılması gerektiği ifade ediliyor. Batı ülkeleri, SDG'nin varlığını meşru görmeye devam ederken, Şam yönetimi ise bu durumu ulusal bir güvenlik meselesi olarak değerlendirmekte. Krizin daha da derinleşmemesi için gereken önlemler, bölgedeki güç dengesinin yeniden şekillenmesine yol açabilir.
Suriye'nin geleceği açısından, tarafların atacağı adımlar kritik bir öneme sahip. Hem SDG hem de Şam yönetimi, uluslararası toplumdan gelebilecek destek ve yaptırımları göz önünde bulundurarak hareket etmek zorunda. Eğer ateşkes uzatılamaz ve olumsuz bir gelişme yaşanırsa, yeniden başlayan çatışmalar sadece lokal değil, bölgesel istikrarsızlıklara da yol açabilir. Bu nedenle, önümüzdeki 24 saatin hem Suriye hem de tüm bölge için belirleyici olacağı öngörülüyor.
Bölgedeki gelişmelerle ilgili olarak, tüm gözler yarın içerisinde yapılacak olan görüşmelere çevrildi. Hem halk hem de uluslararası aktörler, herhangi bir sonuç çıkmamasını ve şiddetin tekrar başlamasını istemiyor. Fransa, Almanya ve ABD gibi ülkelerin bu süreçteki tutumu, yaşanan gerilimin seyrini belirleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Şayet taraflar önerilerini masaya koyar ve diyalog sürecine girerse, derinleşen çatışmaların önüne geçilebilir. Ancak bunun olup olmayacağı şu an belirsizliğini koruyor.
Özetle, Suriye’nin kuzeyinde SDG ve Şam yönetimi arasında gerçekleşen bu keskin çatışmalar döneminde, ateşkesin devamı ve barışçıl bir çözüm için diplomasi yollarının açık tutulması büyük önem taşımakta. Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar, hem Suriye halkı için hem de bölgesel istikrar açısından kritik bir öneme sahip olacak.